İKİ AYLIK EDEBİYAT DERGİSİ

Category archive

sinema

Sinema Yazıları”Da xiang xi di er zuo/An Elephant Sitting Still” Hu Bo’nun Veda Romanı (2018)

Kategori:Blog/sinema yazar:

 

Bu sayımızdan itibaren izlediğinizde sanki bir romanı okur gibi olacağınız, kaleme alınsa aynı zamanda edebi bir başyapıt olabilecek filmlere, yazar/yönetmenlerine yer vereceğiz.

İlk filmimiz yönetmeni Hu Bo’nun ilk ve son uzun metraj filmi “An Elephant Sitting Still/ Öylece Oturan Bir Fil”. İlk ve son diyoruz çünkü Hu Bo bu filmi çektikten sonra hayatına son vermiş. Dört saatlik bu filmi izlerken  onun bu dünyadaki tüm adaletsizliklere tanıklığını, sıkışmışlığını, isyanını, kurtulma arzusunu  karakterleri aracılığıyla görüyoruz.

Çin’in önemli sinema okullarından Beijing Film Akademisi’nde eğitim alan Hu Bo,kısa film çalışmalarının ardından bu filmi tamamlıyor ve 29 yaşında hayatına son veriyor. Toplumsal çöküntüler içinde başkalaşan ülkesinin acı çeken bir ferdi olarak aramızdan ayrılmadan önce son sözlerini söylüyor.

Dört ayrı karakterin parçalanmış yaşamlarına tanık oluyoruz. Büyük bir inşaat çukuru haline dönen kentte toplumsal ve sosyal eşitsizlik, sevgisizlik, kötü aile ilişkileri, kötü eğitim, bencillik, şiddet çemberinde sıkışıp kalan karakterlerimiz Manzhouli’ de öylece oturan bir fili görmek, kaçıp kurtulmak,nefes almak için yola çıkıyorlar. Yaşadıkları acı, bunu karşılayış biçimleri öyle abartısız ve gerçek  gözler önüne seriliyor ki hem senaryo hem de sinema dili anlamında kusursuz bir film çıkıyor karşınıza. İzledikten sonra günlük hayatınızda sık sık anımsayacağınız kareleri, diyalogları-müziği de unutmamak gerek- ile bir başyapıt “An Elephant Sitting Still”

Senaryo/ Yönetmen; Hu Bo

Görüntü Yönetmeni; Chao Fan

Müzik; Hua Lun

Yazı; Olga ÜNAL

 

 

Edebiyattan Sinemaya “Boening/Burning”

Kategori:Blog/Edebiyat/sinema yazar:

Başarılı edebiyat uyarlamalarına yer vereceğimiz “Edebiyattan Sinemaya” bölümümüzün ilk filmi bu yıl gösterime giren “Boening/Burning”

Kitaplarında kimlik, sevgisizlik, cinsellik,toplumsal eşitsizlik, ergenlik, aile içi çatışmaları konu alan; çarpıcı dil ve anlatım tekniğiyle okuyucuyu derinden etkileyen Haruki Murakami’nin “Barn Burning” adlı henüz türkçeye çevrilmemiş kısa öyküsünden başarılı yönetmen Lee Chang-dong’un sinemaya uyarladığı “Burning” 2018’in en iyi filmlerinden biri.

Öyküye senaryoda sadık kalınmış ve üstüne Murakami’nin diğer kitaplarında raslayabileceğimiz temalar ustaca yerleştirilmiş. Bu da filmi hiçbir anından sıkılmadan merakla yorumlanarak izlenen bir baş yapıt haline getiriyor.

Yazar olmak isteyen ama geçmiş yaşantıları, sıkıntılı ergen dönemi, özgüven sorunları nedeniyle nereden başlayacağını bilemeyen Jong-soo eski arkadaşı Hae-mi ile karşılaşır. Genç kız etrafı çarpık koca binalarla çevrili, güneşin sadece günün kısa zamanında penceresinden yakalayabildiği, kedisi ile paylaştığı evini açar ona. Ve bir süre Afrika’dayken kedisine bakmasını ister. Afrika’dan döndüğünde zengin bir genç olan Ben ile tanıştırır. Ben’in yaşamı, Hae-mi’nin Ben ile ilişkisi Jong-soo’nun  kendini ve yaşadıklarını sorgulamaya başlamasını sağlar. Kırsaldaki aile evi ve kentteki yaşam, çocukluk anıları, gizemli kuyular, yakılan seralar ile gerçek ve metaforlar arasında sadeliğin dengesini de kuran Boening/Burning” Murakami ve Lee Chang-dong sevenlerin özellikle izlemesi gereken bir film.

Edebiyat uyarlamalarında başarının hikayenin özünden ayrılmadan yeni bir beyaz perde hikayesi yaratmak olduğunu göstermesi açısından da çok önemli , mutlaka izleyin…

Yazı; Olga ÜNAL

Git Yukarı